Eği̇ti̇m İş Genel Başkanı Kadem Özbay: “Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen Unvanını Alırken De Bi̇ri̇leri̇ni̇n Lütfu İle Almadı” | Senin Sendikan , Senin Sayfan

Eği̇ti̇m İş Genel Başkanı Kadem Özbay: “Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen Unvanını Alırken De Bi̇ri̇leri̇ni̇n Lütfu İle Almadı”

  • Anasayfa
  • Eği̇ti̇m İş Genel Başkanı Kadem Özbay: “Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen Unvanını Alırken De Bi̇ri̇leri̇ni̇n Lütfu İle Almadı”
Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay: “Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen Unvanını Alırken de Birilerinin Lütfu ile Almadı”
Yazar : Admin / 28 Ağustos 2022, Pazar / Kategori : EĞİTİM-İŞ / Görüntülenme Sayısı : 165

Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay: “Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen Unvanını Alırken de Birilerinin Lütfu ile Almadı”

Haber : BERKAY VAROL – Kamera: AZİZ METİN TURAN

EĞİTİM-İŞ Genel Başkanı Kadem Özbay, “Öğretmenlik Meslek Kanunu”nu, “Cumhuriyet değerleri ile hesaplaşmayı kendisine ilke edinmiş bir anlayışın bugün yine bu ülkenin yurttaşlarının gönlündeki, aklındaki unvanı, değerleri, kazanımları sıradanlaştırmak gibi bir amaç da gütmekte” sözleriyle eleştirdi. Özbay, ” Mustafa Kemal Atatürk, başkomutan unvanını alırken de başöğretmen unvanını alırken de birilerinin lütfu ile almadı. Gerçekten savaş meydanlarında bu ülkenin kurtuluşuna önderlik ederek başkomutan unvanını aldı. Birilerinin arkasına sığınarak değil, oturduğu yerden talimat vererek değil, savaş meydanlarında en önde olarak yaşamını bu ülkenin kuruluşuna ve kurtuluşuna adayarak aldı. Başöğretmenlik unvanını da tahtanın başına geçip bu ülkenin insanlarına yurttaşlık kimliği üzerinden aynı zamanda da bu ülkenin kültür devrimi açısında da bir eğitimci kimliğiyle aldı” diye konuştu.

Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konferasyonu’na (BİRLEŞİK KAMU İŞ) bağlı olan EĞİTİM İŞ’in Genel Başkanı Kadem Özbay, AKP iktidarının hazırlayıp Meclis’ten geçirdiği “Öğretmenlik Meslek Kanunu”na ilişkin ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.

“BİR TEK BAŞÖĞRETMENİMİZ VAR, O DA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK”

Özbay, EĞİTİM İŞ olarak “Başöğretmenlik”e bakış açılarını şöyle anlattı:

“Dünyada birçok ülkeye baktığımızda, ülkelerin önderleri olarak tarif ettiği isimlerle karşılaşırız. Meydanlarına gittiğimizde o meydanlarda liderlerinin, önderlerinin heykellerini görürüz. Tarihlerinde daha geniş yerler verdiğini görürüz. Liderlerini komutanlarıyla, askeri zaferleriyle, kahramanlıklarıyla ifade ederler, ama Türkiye’nin bu anlamda dünyadaki bütün ülkelerden farklı bir tarifi var. Başkomutan, baş önder, önderimiz, liderimiz dediğimiz Mustafa Kemal Atatürk‘e de aynı zamanda başöğretmen unvanının verildiğini görüyoruz. Bugün başöğretmen dediğimizde, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan bütün insanların aklına gelen ilk isim. Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nde değil dünyada da Türkiye’yi yakından takip eden, emperyalizme karşı verdiği mücadeleyi ve aynı zamanda çağdaş, modern bir ülke oluş sürecini takip eden herkes de Mustafa Kemal Atatürk‘ün başöğretmenlik unvanından haberdardır. O nedenle Eğitim İş olarak bir tek başöğretmenimiz var. O da Mustafa Kemal Atatürk‘tür diyoruz.”

“CUMHURİYET DEĞERLERİ İLE HESAPLAMAYI KENDİSİNE İLKE EDİNMİŞ BİR ANLAYIŞ”

Öğretmenlik Meslek Kanunu’na değinen Özbay, “Sözde kanunla da aslında Cumhuriyet‘in o en temel değerlerinden, kazanımlarından biri olan ve yurttaşların aklına, yüreğine yazılmış başöğretmenlik unvanının sıradanlaştırılması amacının olduğunu da görüyoruz. Cumhuriyet değerleri ile hesaplaşmayı kendisine ilke edinmiş bir anlayışın bugün yine bu ülkenin yurttaşlarının gönlündeki, aklındaki unvanı, değerleri, kazanımları sıradanlaştırmak gibi bir amaç da gütmekte. Ancak bir kez daha ifade edelim ki Eğitim İş’in olduğu gibi bu ülkede Cumhuriyet’ten, aydınlanmadan, Cumhuriyet’in emanetlerine sahip çıkan herkes için de bir tek başöğretmen var. O da Mustafa Kemal Atatürk” dedi.

“EĞİTİMİN BİLEŞENLERİ İLE PAYLAŞILMADI”

Teklifin, eğitimin özneleri olmadan hazırladığını vurgulayan Özbay, şunları söyledi:

“Bu teklifin hazırlanma sürecinin ve yaşama geçirme sürecinin tamamı hem hukuki hem de sürecin işleyişinin etiği açısından birçok sıkıntıyı içerisinde barındırıyor. Usul açısından da esas açısından da sorunlu bir süreçten bahsediyoruz. Usul açısından öncelikle eğitimi ilgilendiren bir konunun eğitimin bileşenleri ile paylaşılması gerekirken hiçbir bileşeni ile paylaşılmadığını görüyoruz, diyeceğim ama sonra bakanın ifadesinden şunu anlıyoruz; eğitim ile gerçekten ilgilenin bileşenler ile paylaşılmamış, ama kendilerine yandaşlık eden sendika ve kendilerini bugün o koltuklarda tutan sözde STK görünümlü tarikat-cemaat uzantılı yapılar yandaş sendika ile iş birliği içerisinde bu yasanın hazırlandığını görüyoruz. Eğitimin gerçekten bileşeni olan ve eğitim emekçilerinin sorunlarını kendi sorunu olarak gören sendikalara danışılmazken liyakatsiz atamaların sorumlusu bu yaşanan bütün krizin ortağı olan yandaş sendika ile bu süreçte de bir suç ortaklığı yaptığını yine bakanın kendi itirafından ve aynı pişkinlikte cevap veren sözde sendikanın başkanından bütün kamuoyu bu ifadeleri net bir şekilde duydu.”

“MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NIN KENDİSİ EĞİTİMCİ DEĞİL”

“Bunun en önemli sebebi de bu işi yönetenlerin gerçekten eğitimden anlayan kişiler olmamasından kaynaklanıyor. Bugün Milli Eğitim Bakanı’nın kendisi eğitimci değil. Kendisi eğitimci olmadığı gibi şoförünü şube müdürü yapmak cüreti gösterecek kadar da hem eğitimden hem de Cumhuriyet’in kurumlarının temel değerlerinden uzak bir anlayışı sergilediğini de görüyoruz. Bugün bakan yardımcılarına baktığınızda birçoğunu ve bürokraside Milli Eğitim Bakanlığı’nda temsilci noktasında birçok kişinin eğitimci kimliğe sahip olmadığını, atama kriterlerinde tarikat ve cemaat bağlantılarının ya da bu sözüm ona bu sendika unvanını kullanan sarı sendikanın etkili olduğunu görüyoruz. Bakanın da bunlara hizmet ettiğini görüyoruz. Bakan da o koltuklarda oturanlar da şunu bilmeli ki Cumhuriyet, erdemli olma rejimidir. Bu erdem de Cumhuriyet’in kurumlarında hak ettiğiniz bir şekilde oturma erdemini göstermeniz ile başlar. Oturduğunuz koltukları liyakatiniz ile kamuoyu önünde sorgulanmıyor olmanız lazım.”

“DÜNYADA BAŞÖĞRETMEN UNVANINI KULLANAN TEK ÖNDERDİR”

Türkiye’de yurttaşların “başöğretmenlik” unvanını Mustafa Kemal Atatürk ile özleştirdiğini söyleyen Özbay; “Bu ülkenin kuruluşundan bugüne yaşadığı süreci ve modern, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni takip eden dünyada birçok insan da şunu bilmektedir ki bu ülkenin kurucusunun başkomutan unvanının yanında bir de başöğretmen unvanı vardır. Bu da dünyada başöğretmen unvanını kullanan tek önder, tek liderdir” dedi.

“ATATÜRK, UNVANLARI ALIRKEN BİRİLERİNİN LÜTFU İLE ALMADI”

Özbay, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e atıf yaparak, şunları söyledi:

“Mustafa Kemal Atatürk, başkomutan unvanını alırken de başöğretmen unvanını alırken de birilerinin lütfu ile almadı. Gerçekten savaş meydanlarında bu ülkenin kurtuluşuna önderlik ederek başkomutan unvanını aldı. Birilerinin arkasına sığınarak değil, oturduğu yerden talimat vererek değil, savaş meydanlarında en önde olarak yaşamını bu ülkenin kuruluşuna ve kurtuluşuna adayarak aldı. Başöğretmenlik unvanını da tahtanın başına geçip bu ülkenin insanlarına yurttaşlık kimliği üzerinden aynı zamanda da bu ülkenin kültür devrimi açısında da bir eğitimci kimliğiyle başöğretmenlik unvanını aldı. Bu unvanlar, tepeden herhangi bir şekilde ya da bugün Cumhuriyet’in kurumlarının, devletin verdiği o gücü kullanarak tepeden inme veya birilerinin işareti ile olmamıştır.

“GEOMETRİ KİTABI YAZMIŞ BİR LİDERDEN BAHSEDİYORUZ”

Mustafa Kemal Atatürk’ün yine dünyadaki birçok liderden farkı da yazdığı kitaplarla da ülkeye rehberlik, önderlik etmiştir. Geometri kitabı yazan bir liderden bahsediyoruz. Ülkenin birçok sorunu ile ilgilenen bir liderden bahsediyoruz. Kurtuluş mücadelesinin devam ettiği o en şiddetli dönemde asıl savaşın cehalete karşı olacağını söyleyen bir liderden bahsediyoruz. O yüzden başöğretmenlik unvanı da öyle sınavla veya birilerinin lütfu ile verilecek, taşınacak bir unvan değildir.”

“ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE SAYGISIZLIK SÜRECİDİR”

Yasanın öğretmenleri ayrıştıracağını belirten Özbay, “Öğretmenler odasını böldüğünü, ayrıştırdığını görüyoruz. Öğretmenlik mesleğinin onuruna bir saygısızlık olduğunu görüyoruz. Bu süreç öğretmene öğretmen diyemeyenlerin öğretmene ve öğretmenlik mesleğine saygısızlık sürecidir” dedi.

“CUMHURİYET, KİMSE KİMSENİN EFENDİSİ OLMASIN DİYE KURULMUŞ BİR SİSTEMDİR”

KPSS’de yaşanan skandalı anımsatan Özbay, “ÖSYM’nin başındaki kişi görevden alınıyor. Yerine atanan kişinin kim olduğuna kamuoyu bakıyor. Acaba bir eğitimci mi veya ölçme değerlendirmeci mi? ÖSYM, yani Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi. O zaman ölçme, değerlendirme alanında yetişmiş kişilerin ÖSYM’nin başında olması lazım. Atanan kişiye bakıyoruz, hiç alakası yok. Tıpkı Milli Eğitim Bakanlığı’nın başındaki kişinin eğitimci olmadığı gibi. Atanan kişinin paylaşımlarına, gittiği toplantılara bakıyoruz, ‘Gülyüzlü efendimiz’ diye tweet attığını görüyoruz. Asıl çürümüşlük burada başlıyor. Liyakati uygulamamak, atama kriterlerinde cemaat-tarikat bağlantılarını dikkate almak Cumhuriyet’in en önemli erdemini de anlatmamaktır. Cumhuriyet, kimse kimsenin efendisi olmasın diye kurulmuş bir sistemdir” diye konuştu.

“ALANLARDAYIZ”

Özbay, “Öğretmenliğe saygı” diyerek yurt genelinde alanlarda olacaklarını söylerken, “Öncelikle 31 Ağustos’ta tüm illerde örgütümüz açıklama yapacak. Şube ve temsilcilik binalarımıza ‘Öğretmene saygı’ pankartları asılacak. 1 Eylül itibariyle Türkiye’nin dört bir yanını gezeceğiz. Öncelikle Fakir Baykurt’un memleketinden başlayacağız. 1 Eylül Burdur’dan yola çıkacağız. 2 Eylül İzmir, 3 Eylül İstanbul, 5 Eylül Samsun, 7 Eylül Diyarbakır eylemlerini yaptıktan sonra 9 Eylül’de Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın önüne gelerek bir kez de alanlardan ders verme sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. 9 Eylül’de devamında da başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’e de saygı ziyaretinde bulanacağız” dedi.

Kaynak: ANKA / Güncel

0

Habere yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız